Kendi kuşunuza, kirpinize, kertenkelenize veya maymununuza sahip olmak çarpıcı görünebilir, hatta kişiliğinize belirli bir renk katabilir; ama egzotik bir hayvanı evinizde tutmak yanlış ve haksızlıktır.

Çevrelerini nasıl kopyalamaya çalışırsanız çalışın, içgüdüleri dört tuğla duvar arasında değil, vahşi doğada yaşamaktır. Bazı insanlar, egzotik hayvanları “mutlu” kılmak ve kendilerini “evde” hissetmek için gerekli tüm özeni gösterebileceklerine kolayca inanırlar, ancak gerçek şu ki: vahşi hayvanlar vahşi doğaya aittir.

Egzotik bir hayvana sahip olan kişinin, yaratığa zarar verme gibi bir niyeti olmasa bile, bu hayvanların nasıl evcilleştirildiğine baktığınızda, egzotik evcil hayvan ticaretinin doğasında var olan büyük adaletsizlik ortaya çıkıyor. Egzotik hayvanların ithal edilmesinden sayısız hastalık ortaya çıkmakta ve bu hastalıklar insan sağlığını tehdit etmektedir.

2. Kuşlar

Yakalanan ve küçük bir kafese kapatılan yabani kuşların yüzde on ile yirmisi, özgürlüklerini kaybetmenin şoku nedeniyle ölüyor. Bir daha kafesteki bir kuşa baktığında, sadece kuşu değil, kuşun ne gördüğünü gör. Birinin hayatınızın geri kalanında sizi küçücük bir kafese tıktığını hayal edin; kollarınızı veya bacaklarınızı tam olarak açamazsınız ve uzağa yürüyemezsiniz. Buna hayat mı diyeceksiniz?

Yetiştiriciler, esaret altında yetiştirilen kuşların türleri koruduğunu iddia ediyor, ancak gerçek şu ki, egzotik kuş ticareti nedeniyle dünya çapındaki tüm papağan türlerinin üçte biri yok olmaya yakın. Son istatistikler, her yıl 150.000’den fazla papağanın ABD’ye kaçırıldığını gösteriyor. Kuşlar hapishanede değil, gökyüzünde olmalı. Türkiye’de bazı kişiler bu kuşları ilgi duyup esaret altına alabiliyorlar.

Sevdiğim şeyler hakkında içerik üretmeyi seviyorum. Yazar arada gezer tozar. İçerik üreticisi.
Hoşunuza gidebilir
youtube banner