Fotoğraf: Freepik

Kaygı, tehlike ya da belirsizlik karşısında hissedilen doğal bir duygudur. Ancak bu duygu kontrol edilemez hale gelir, somut bir neden olmaksızın süreklilik kazanır ve günlük yaşamı sekteye uğratırsa anksiyete bozukluğundan söz etmek gerekir. Lancet dergisinde yayımlanan kapsamlı bir derlemeye göre anksiyete bozuklukları, genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin etkileşimiyle ortaya çıkan ve beynin tehlikeye verdiği yanıtta işlev bozukluğuyla karakterize edilen bir durumdur. Yaşam boyu yaygınlık oranı yüksek olan bu bozukluk, yalnızca psikolojik değil, fiziksel ve davranışsal düzeyde de kendini gösterir.

Anksiyete bozukluğu nedir?

Anksiyete bozukluğu; kişinin yoğun, süregelen ve orantısız kaygı ya da korku duygularına kapılmasıyla tanımlanan bir ruh sağlığı durumudur. Bu kaygılar iş yerinde, sosyal ortamlarda, yalnız kalınan anlarda ya da günlük rutin işler sırasında ortaya çıkabilir. Geçici değil, kronik bir seyir izler.

Anksiyete bozukluğu tek bir tablo değil, birden fazla alt türü kapsayan bir çerçevedir. Yaygın anksiyete bozukluğu, panik bozukluğu, sosyal anksiyete bozukluğu ve özgül fobiler bu tablonun en sık görülen biçimleridir. Her türün belirtileri ve tetikleyicileri farklılık gösterse de ortak nokta, kaygının kişinin işlevselliğini bozacak düzeye ulaşmasıdır.

Ne yapmalısınız?

  • Yaşadığınız kaygının ne kadar süredir devam ettiğini ve günlük hayatınızı ne ölçüde etkilediğini gözlemleyin.
  • Belirtilerin altı aydan uzun süredir devam etmesi ve işlevselliğinizi bozması halinde bir psikiyatrist ya da psikolog ile görüşün.
  • Kendi kendinize tanı koymaktan kaçının; anksiyete bozukluğunun doğru tanısı klinik değerlendirme gerektirir.

Belirtileri nelerdir?

Anksiyete bozukluğunun belirtileri kişiden kişiye farklılık gösterir ve aynı bireyde zaman zaman daha hafif, zaman zaman daha yoğun seyredebilir. Belirtiler üç ana grupta ele alınabilir.

Duygusal ve zihinsel belirtiler

Kontrol edilemeyen yoğun kaygı ve endişe, geleceğe yönelik belirsizlikle baş edememe, sürekli karamsar düşünceler, odaklanma güçlüğü, kararsızlık ve rahatlayamama hissi bu grupta yer alır. Kişi çoğunlukla neyi neden bu kadar endişe verici bulduğunu tam olarak açıklayamaz.

Fiziksel belirtiler

Kas gerginliği ve ağrılar, uyku güçlüğü, kalp çarpıntısı, mide bulantısı ya da sindirim sorunları, aşırı terleme ve sürekli yorgunluk hissi sıkça görülen fiziksel belirtiler arasındadır. JAMA’da yayımlanan bir derlemeye göre anksiyete bozuklukları çarpıntı, nefes darlığı ve baş dönmesi gibi bedensel bulgularla sıklıkla birlikte görülmekte; bu durum tanıyı güçleştirmektedir.

Davranışsal belirtiler

Sosyal ortamlardan uzak durmak, işleri ertelemek, küçük kararları bile almakta zorlanmak, başkalarının onayını sürekli aramak ve günlük işleri yaparken motivasyon kaybı yaşamak davranışsal belirtiler arasında sayılabilir.

Ne yapmalısınız?

  • Belirtilerinizi bir günlükte takip edin: ne zaman ortaya çıktıklarını, ne kadar sürdüklerini ve hangi durumlarda yoğunlaştıklarını kaydedin.
  • Fiziksel belirtiler ön planda ise önce bir dahiliye uzmanına başvurarak organik nedenleri dışlamak faydalı olabilir.
  • Belirtilerin yalnızca stresli dönemlerde değil, sürekli biçimde yaşandığını fark ediyorsanız bu bilgiyi mutlaka bir sağlık profesyoneliyle paylaşın.

Neden ortaya çıkar?

Anksiyete bozukluğunun tek bir nedeni yoktur; birden fazla faktörün etkileşimiyle ortaya çıkar. Genetik yatkınlık bu tablonun önemli bir bileşenidir: ailede benzer ruh sağlığı sorunlarının görülmesi riski artırır. Beyin kimyası da belirleyici bir rol oynar; GABA gibi nörotransmitterlerdeki dengesizlikler kaygı düzeyini etkiler.

Çevresel etkenler de en az biyolojik faktörler kadar önemlidir. Çocukluk dönemindeki travmalar, uzun süreli stres, sosyal destek eksikliği, ilişki sorunları ve yoğun sorumluluklar tetikleyici olabilir. Bazı kişilerin sinir sistemi doğuştan daha hassas yapıda olup stresli durumlara daha yoğun tepki verir. Kaygıyı kötüleştiren alışkanlıklar hakkında daha fazla bilgi için Kaygıyı Azaltmak İsterken Onu Daha da Kötüleştiren Alışkanlıklar yazımıza bakabilirsiniz.

Ne yapmalısınız?

  • Kendi kaygı tetikleyicilerinizi tanımaya çalışın; hangi durumlar, ortamlar ya da düşünce kalıpları kaygınızı artırıyor?
  • Aile geçmişinizde ruh sağlığı sorunları varsa bu bilgiyi bir uzmanla paylaşın; risk faktörlerini erken fark etmek önemlidir.
  • Yaşam tarzı değişkenlerine dikkat edin: uyku düzensizliği, kafein fazlalığı ve alkol kullanımı kaygıyı belirgin biçimde artırabilir.

Tedavi ve destek seçenekleri

Anksiyete bozukluğu tedavi edilebilir bir durumdur. PubMed’de yayımlanan sistematik bir derlemeye göre bilişsel davranışçı terapi (BDT), anksiyete bozuklukları için en güçlü kanıt tabanına sahip psikoterapi yöntemidir. BDT, kaygıya yol açan işlevsel olmayan düşünce kalıplarının fark edilip dönüştürülmesine yardımcı olur. Gerektiğinde ilaç tedavisi — özellikle SSRI ve SNRI grubu antidepresanlar — terapi ile birlikte uygulanabilir. İlaç kullanımı her zaman doktor kontrolünde ve klinik değerlendirme sonucunda başlatılmalıdır.

Aşırı düşünme döngüsünü kırmanın yolları hakkında Aşırı Düşünme Döngüsünü Kırmanın 6 Yolu yazımıza göz atabilirsiniz.

Ne yapmalısınız?

  • Belirtiler altı aydan uzun süredir devam ediyorsa ve yaşam kalitenizi etkiliyorsa bir psikiyatrist ya da klinisyen psikolog ile görüşün.
  • Kendi kendinize ilaç başlamayın; antidepresan ve benzeri ilaçlar yalnızca doktor reçetesiyle kullanılmalıdır.
  • Terapi sürecinde sabırlı olun; BDT genellikle haftalar içinde etkisini göstermeye başlar ancak sonuçlar bireyden bireye farklılık gösterir.
  • Destekleyici yaklaşımları da değerlendirin: düzenli egzersiz, yeterli uyku ve sosyal bağlantılar tedaviyi destekleyen kanıt temelli yaşam tarzı değişiklikleridir.

Ne zaman uzmana başvurulmalı?

Herkes zaman zaman kaygı yaşar; bu normaldir. Ancak aşağıdaki durumlar profesyonel değerlendirme gerektirir:

  • Kaygı altı aydan uzun süredir devam ediyorsa
  • İş, okul veya ilişkiler gibi günlük yaşam alanlarını olumsuz etkiliyorsa
  • Fiziksel belirtiler (çarpıntı, nefes darlığı, uyku sorunları) eşlik ediyorsa
  • Kaygıyla başa çıkabilmek için sosyal ortamlardan kaçınma ya da alkol kullanma gibi davranışlar gelişiyorsa
  • Kendi kendinize yönetmekte zorlandığınızı hissediyorsanız

Yardım istemek bir zayıflık değil, iyileşmeye atılmış bilinçli bir adımdır.

Bu sitede yer alan içerikler yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Tıbbi bir tavsiye, teşhis veya tedavi yerine geçmez. Sağlık durumunuzla ilgili her türlü sorunuz için mutlaka doktorunuza veya profesyonel bir sağlık kuruluşuna danışın.

Bu habere emoji ile tepki ver

Tık tuzağından uzak, toksik mükemmellik dayatması olmadan her bedene, her yaşa ve her yaşam tarzına saygı duyan bir yayın çizgisiyle okuyucularının hayat kalitesini artıracak sürdürülebilir ve gerçekçi bilgiler sunmayı amaçlıyoruz.
Hoşunuza gidebilir
youtube banner