Mutlu olmak, maddi kazanımlarımızdan çok edindiğimiz tecrübelerin sonuçlarıyla bağlantılıdır.

Neden tüm paramızı yeni telefonlara, tvlere ve arabalara saklıyoruz?

Bilime göre, maddi varlıklar bizi mutlu ediyor gibi gözükse de asıl mutluluğu getirenin seyahat etmek, dışarıda aktiviteler yapmak, aileniz ile gezmek ve kazandığımız yeni deneyimler olduğunu öğreniyoruz.

Yeni bir televizyon almanın vereceği hazzın Bermuda’ya yapılacak bir geziden daha uzun olacağını ve bu nedenle TV’yi satın alırken hissettiğimiz mutluluğun da daha uzun süreceğini düşünüyoruz. Ne yazık ki durum böyle değil.

Yıllardır para ve mutluluk arasındaki ilişkiyi araştıran Cornell Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Dr. Thomas Gilovich, “Mutluluğun düşmanlarından biri adaptasyondur” diyor. “Kendimizi mutlu etmek için bir şeyler alıyoruz ve başarılı oluyoruz, ancak yalnızca bir süre. Yeni şeyler ilk başta hep heyecan vericidir, ancak sonraları onlara adapte oluruz” diyor. Yeni televizyonumuz orada olduğu için, ona uyum sağlamamız kolaylaşır. Yeni televizyonun heyecanı bir süre sonra yerini bir duvar süsüne karşı duyulacak basit hislere bırakır. Halbuki gittiğimiz geziler ve yaşadığımız deneyimler kimliklerimizin bir parçası olur.

Düşünsenize: Sizin için daha büyük bir etkisi olan anı hangisi ? Çocukluğunuzdaki video oyunu mu, ailece yaptığınız Yunanistan seyahati mi?

Gilovich, Tüketici Psikolojisi Dergisi’nde yayınlanan “Harika Bir Hayat: Deneyimsel Tüketim ve Mutluluk Peşinde” adlı çalışmada “Tecrübelerimiz, maddi varlıklarımızdan daha büyük bir bölümümüzü oluşturur” der.

İnsanlar son derece sosyal varlıklardır ve anlamlı sosyal ilişkiler mutluluğumuza büyük katkı sağlar.

Deneyimlerimiz bizi biz yapan şeylerdir. Diğer insanlara bizi bağlar ve bize büyük bir mutluluk getirir.

O halde sizi ne tutuyor? Yeni bir koltuk takımına vereceğiniz parayı Tayland’a bir geziye verin, yemek kursuna yazılın veya bir müzeyi ziyaret edin. Böylece daha mutlu olacaksınız.

Hoşunuza gidebilir