Fotoğraf: Freepik

Şeker kötü bir üne sahip olsa da aslında hayati bir enerji kaynağı. Ancak her şeker aynı değil. Meyve ve sebzelerdeki fruktoz ile süt ürünlerindeki laktoz, lif ve kalsiyum gibi besin öğeleriyle birlikte geldiği için doğal şekerler olarak değerlendirilir ve çok endişe kaynağı olmaz.

Asıl sorun, işlenmiş gıdalarda sıklıkla karşılaşılan ilave şekerler. Bal ve akçaağaç şurubu gibi doğal kaynaklı tatlandırıcılar da bu kategoriye giriyor. Diyetisyen ve sağlık koçu Jessica Cording, bu konuda şunları söylüyor: “Sofra şekerinden daha bütünsel görünseler de yine de vitamin ve mineral açısından fazla bir katkıları olmadan daha fazla kalori ekliyorlar.”

ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı’nın yayımladığı beslenme kılavuzlarına göre ortalama bir Amerikalı günde 17 çay kaşığı ilave şeker tüketiyor. Önerilen üst sınır ise günlük kalorinin yüzde 10’u — 2.000 kalorilik bir diyet için bu yaklaşık 12 çay kaşığına karşılık geliyor. Amerikan Kalp Derneği ise bu sınırı kadınlar için günde 6, erkekler için 9 çay kaşığı olarak çok daha düşük tutuyor.

1. Artan açlık ve kilo artışı

İlave şeker yoluyla fazladan kalori alıyorsanız artan açlık ilk sinyallerden biri olabilir. Cording’e göre şeker damak zevkini tatmin etse de mideyi uzun süre dolu tutmuyor. Protein, lif ve sağlıklı yağlardan yoksun işlenmiş atıştırmalıklar, vücudun şekeri hızla yakmasına ve kısa süre içinde yeniden acıkmaya başlamasına yol açıyor.

Dr. William Li‘ye göre şeker, bağırsak mikrobiyomunun dengesini bozuyor: iyi bakteriler azalıyor, zararlı bakteriler çoğalıyor. Üstelik şeker, açlık hissini baskılayan leptin hormonunu da sekteye uğratıyor: “Şeker tüketmek daha fazla şeker yemek istemenize, bu da daha fazla açlık hissetmenize neden oluyor.”

Ne yapmalısınız?

Her öğüne protein, sağlıklı yağ ve lif ekleyin. Bu üçlü kombinasyon tokluk hissini uzatır ve şeker tüketiminden kaynaklanan açlık krizlerini önler. Şekerli atıştırmalıklar yerine kuruyemiş, yoğurt veya sebzeli bir atıştırmalığı tercih edin.

2. Sinirlilik ve ruh hali değişimleri

Kendinizi huysuz ve gergin hissediyorsanız bunun tek nedeni stres olmayabilir. Araştırmalar, fazla ilave şeker tüketiminin iltihaplanmayı artırabileceğini, ruh halini olumsuz etkileyebileceğini ve depresyon belirtilerine zemin hazırlayabileceğini gösteriyor. Yüksek şekerli bir atıştırmalık kan şekerini hızla yükseltir; ardından vücut bunu işlemeye çalışırken enerji düşer, sinirlilik ve uyuşukluk başlar.

Ne yapmalısınız?

Cording şunu öneriyor: Bir şeyler yedikten bir saat sonra düzenli olarak gergin hissediyorsanız, ne tükettiğinizi gözden geçirin. Kan şekerini dengede tutmak için gün içinde düzenli aralıklarla protein ve liften zengin küçük öğünler tüketin. Stres ve ruh hali arasındaki bağlantı hakkında daha fazla bilgi için aşırı düşünme döngüsünü kırmanın 6 yolu yazımıza göz atabilirsiniz.

3. Yorgunluk ve düşük enerji

Şeker hızla emilip sindirildiği için enerji kaynağı olarak uzun süre dayanmıyor. “Şeker çok hızlı bir enerji kaynağı; ne kadar yersen ye, 30 dakika sonra yeniden enerjisiz hissedebilirsin” diyor diyetisyen Keri Stoner-Davis. Kan şekeri ve insülin düzeylerindeki büyük dalgalanmalar da enerji seviyesini ciddi biçimde düşürebilir. Yemek sonrası yorgunlukla ilgili daha ayrıntılı bilgi için yemekten sonra kendinizi çok yorgun hissetmenizin 8 nedeni yazımıza bakabilirsiniz.

Ne yapmalısınız?

Şeker yerine kompleks karbonhidratlar tercih edin; tam tahıllar, baklagiller ve sebzeler kan şekerini daha yavaş yükseltir ve enerjiyi daha uzun süre dengede tutar. Öğün atlamaktan kaçının; bu da kan şekeri dalgalanmalarını artırır.

4. Yiyecekler artık yeterince tatlı gelmiyor

Yiyeceklerin eski tadını vermediğini ya da tatlı hissettirmek için üstlerine şeker dökmek zorunda kaldığınızı fark ediyorsanız, bu başlı başına önemli bir işaret. Cording bunu şöyle açıklıyor: “Beyninizi çok yüksek bir tatlılık düzeyi beklemeye koşullandırıyorsunuz. Buna alıştığınızda, daha az tatlı yiyeceklerden tatmin olmak güçleşiyor.” Yapay tatlandırıcılar da bu sorunu çözmüyor; aksine genellikle şekerden çok daha tatlı oldukları için tatlı krizlerini daha da artırabilirler.

Ne yapmalısınız?

Tatlılık eşiğinizi sıfırlamak zaman alır ama mümkün. İlave şekeri kademeli olarak azaltın; tatlı ihtiyacı için taze meyveye yönelin. Birkaç hafta içinde damak zevkinizin değiştiğini fark edebilirsiniz.

5. Tatlı krizleri

Tatlı krizleri yaşıyorsanız, şekerin beyin üzerindeki iyi hissettirici etkilerine bağımlı hale gelmiş olabilirsiniz. Şeker, beyindeki dopamin salgılanmasını tetikliyor. Araştırmalar, şeker tüketiminin dopamini artırdığını ve bu artışın daha fazla şeker arzusuna yol açtığını ortaya koyuyor — kısır bir döngü.

Ne yapmalısınız?

Gerçek ve tam gıdalardan oluşan küçük öğünlere odaklanın ve düzenli aralıklarla yemek yiyin. Stoner-Davis, bu yaklaşımın zamanla tatlı krizlerini önemli ölçüde azalttığını belirtiyor. Bağırsak sağlığı mitleri yazımızda da ele aldığımız gibi, beslenme alışkanlıkları bağırsak mikrobiyomunu ve dolayısıyla iştah kontrolünü doğrudan etkiliyor.

6. Yüksek tansiyon

Hipertansiyon tanısı aldıysanız, diyetinizdeki fazla ilave şeker bir etken olabilir. 35 çalışmayı kapsayan sistematik bir derleme ve meta-analiz, şekerli içecek tüketiminin yüksek tansiyon riskiyle anlamlı biçimde ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. Dr. Li’ye göre yüksek glikoz düzeyleri kan damarlarının iç yüzeyine zarar verebilir; bu da kolesterol gibi lipitlerin damarlara yapışmasını kolaylaştırır ve zamanla damarların sertleşmesine yol açar.

Ne yapmalısınız?

Şekerli içecekleri (gazlı içecekler, meyve suları, enerji içecekleri) sınırlandırın ya da tamamen bırakın. Bunun yerine su, şekersiz bitki çayı veya az miktarda meyve ilave edilmiş su tercih edin.

7. Akne ve kırışıklıklar

Akneyle mücadele ediyorsanız tükettiğiniz ilave şeker miktarını gözden geçirmeye değer. Araştırmalar, insülin direncinin akne gelişimi riskinin artmasıyla ilişkili olduğuna işaret ediyor; yüksek ilave şeker tüketimi ise insülin direnci için risk faktörlerinden biri. Aşırı şeker tüketimi aynı zamanda ileri glikasyon son ürünleri adı verilen bileşiklerin oluşumunu tetikleyerek cilt yaşlanmasını da hızlandırabilir.

Ne yapmalısınız?

Cording, glisemik indeksi düşük bir beslenme düzeninin cilt sağlığı üzerinde olumlu etkileri olabileceğini belirtiyor. Rafine karbonhidrat ve şekerli gıdalar yerine tam tahıllar, sebzeler ve kaliteli proteinleri ön plana çıkarın.

8. Eklem ağrısı

Eklemlerinizde ağrı hissediyorsanız bunun tek nedeni yaş olmayabilir. Cording’e göre fazla şeker tüketimi sistemik iltihaplanmaya yol açabilir ve bu da eklem ağrısını artırabilir. Bununla birlikte eklem ağrısının pek çok olası nedeni olduğundan, diyetteki şekeri azaltmak tek başına bir çözüm olmayabilir.

Ne yapmalısınız?

İltihap karşıtı besinleri diyetinize ekleyin: zeytinyağı, yağlı balık, yeşil yapraklı sebzeler ve meyveler bu konuda öne çıkan gıdalar arasında. Şekerli ve işlenmiş gıdaları kısıtlamak ise iltihaplanmayı azaltmaya yardımcı olabilir. Kolon kanseri riskini azaltmaya yardımcı olan besinler yazımızda iltihap karşıtı beslenme ilkelerini ayrıntılı ele aldık.

9. Uyku sorunları

Uykuya dalmakta ya da uykuyu sürdürmekte güçlük çekiyorsanız beslenmenizi gözden geçirmenin zamanı gelmiş olabilir. Araştırmalar, fazla ilave şeker tüketiminin düşük uyku kalitesiyle ilişkili olduğuna işaret ediyor. Cording’e göre kronik olarak fazla ilave şeker tüketen biri için bu durum uyku döngüsünü ve kalitesini ciddi biçimde bozabilir. Yatak odası sıcaklığı ve kalp sağlığı yazımızda uyku kalitesini etkileyen faktörleri de ele almıştık.

Ne yapmalısınız?

Akşam saatlerinde şekerli yiyecek ve içeceklerden kaçının. Yatmadan önce yüksek şekerli atıştırmalıklar yerine az miktarda protein içeren hafif bir şeyler tercih edin; bu kan şekerini daha dengeli tutar.

10. Sindirim sorunları

Mide ağrısı, kramp veya ishal yaşıyorsanız pek çok neden söz konusu olabilir — fazla şeker de bunlardan biri. Cording, şekerin bilinen bir bağırsak tahrişçisi olduğunu vurguluyor. İrritabl bağırsak sendromu, Crohn hastalığı veya ülseratif kolit gibi altta yatan durumları olanlar için şeker, sindirim belirtilerini daha da kötüleştirebilir. Şekerli gıdalar meyve, sebze ve tam tahılların yerini alıyorsa, lif eksikliğinden kaynaklanan kabızlık da soruna eklenebilir.

Ne yapmalısınız?

İşlenmiş ve şekerli gıdaların yerine lif açısından zengin tam gıdaları geçirin. Hangi besinlerin sindirim sorunlarını tetiklediğini anlamak için yemek günlüğü tutmak da faydalı olabilir. Belirtiler kronikleşiyorsa mutlaka bir hekime başvurun. Stres kaynaklı sindirim sorunları hakkında stres neden şişkinliğe yol açar yazımız da faydalı bilgiler sunuyor.

11. Beyin sisi

Zihinsel berraklık, odaklanma ve bellek sorunları fazla ilave şeker tüketiminin bir sonucu olabilir. 77 çalışmayı kapsayan sistematik bir derleme ve meta-analiz, ilave şeker tüketiminin diyabeti olmayan bireylerde dahi bilişsel bozulma riskini artırdığını ortaya koyuyor. Glikoz beynin birincil yakıt kaynağı olsa da aşırı miktarları hiperglisemiye ve beyinde iltihabi bir etkiye yol açabilir.

Ne yapmalısınız?

Kan şekerini dengede tutmak beyin fonksiyonları için de kritik. Gün boyunca düzenli öğünler, bol su ve kompleks karbonhidrat tercihlerinin beyin sisini azalttığı gözlemleniyor. Omega-3 açısından zengin besinler de bilişsel işlevi destekliyor. Düzenli keten tohumu tüketiminin vücuda etkileri hakkındaki yazımızda omega-3 ve beyin sağlığı bağlantısını ele aldık.

12. Diş çürükleri

Ağızdaki bakteriler basit şekerlerle besleniyor. Dişçiniz sık sık çürük buluyor ya da diş eti hastalığı teşhisi koyduysa bu kısmen fazla ilave şeker tüketiminden kaynaklanıyor olabilir.

Ne yapmalısınız?

Şekerli bir şeyler yedikten sonra ağzınızda su çalkalayın. Lifli meyve ve sebzeler, şekersiz sakız ve şekersiz kahve ile çay diş sağlığını desteklemeye yardımcı olabilir. Havuç veya süt gibi dişleri koruyan ve kaplayan besinlerle birlikte tüketmek de iyi bir strateji.

Bu sitede yer alan içerikler yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Tıbbi bir tavsiye, teşhis veya tedavi yerine geçmez. Sağlık durumunuzla ilgili her türlü sorunuz için mutlaka doktorunuza veya profesyonel bir sağlık kuruluşuna danışın.

Bu habere emoji ile tepki ver

Ebru, uzun yıllardır dijital yayıncılık, içerik editörlüğü ve haber yazımı alanlarında çalışan bir editördür. Kariyeri boyunca çeşitli yayın organlarında görev almış; farklı hedef kitlelere yönelik içeriklerin hazırlanması, düzenlenmesi ve yayın süreçlerinin yönetiminde aktif rol üstlenmiştir. Özellikle yaşam, sağlık, kültür ve gündelik hayata odaklanan içeriklerde sade, güven veren ve okunabilir bir editoryal dil benimser. Doğruluk, kaynak hassasiyeti ve içerik kalitesini ön planda tutan Ebru Çelik, hem güncel yayın akışına uygun metinler hem de uzun soluklu dijital içerikler üzerinde çalışmaktadır.
Hoşunuza gidebilir
youtube banner