Yurtdışında Harvard, Yale, John Hopkins University, University of Chicago gibi dünyanın önde gelen bilim kurumlarında ve yurtiçinde de ülkemizin bu alanda en başarılı kurumlarında araştırma yapan başarılı Türk tıp insanlarının öykülerini anlattıkları bu araştırmadan 10 tanesini sizler için listeledik.

Turkishtime tarafından hazırlanan “Tıp Bilimine Yön Veren 100 Türk” araştırması ve kitabı, araştırmaları, buluşları ve tedavi yöntemleri dünyada yankı doğuran tıp insanlarımızı bir araya getirmiş.

1. Aziz Sancar

Metabolizma, genetik, obezite ve diyabet üzerine çalışmalarını yoğunlaştıran Aziz Sancar, 1997’den beri Amerika Birleşik Devletleri Kuzey Karolina Üniversitesi, Chapel Hill’de Biyokimya ve Biyofizik Bölümü’nde Sarah Graham Kenan Profesörü olarak görev yapmakta. ABD Ulusal Bilimler Akademisi’ne seçilen ilk ABD’li Türk olarak da tanınıyor.

DNA’ları nasıl onardığını ve genetik bilgisini koruduğunu anlatan araştırmaları sayesinde 2015 Nobel Kimya Ödülü’nü kazanmıştır. Aziz Sancar’ın “maxicell” tekniği ile buluşunu yapıp ismini koyduğu “excinuclease/excision nuclease” enzimi terimleri Oxford Biyokimya ve Moleküler Biyoloji Sözlüğü’ne girdi. ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü (National Institutes of Health) Ödülü, ABD Fen ve Sosyal Bilimler Akademisi (American Academy of Arts and Sciences) Ödülü, Vehbi Koç Ödülü gibi ödüllerin sahibi olan Sancar, ABD (Ulusal Bilimler Akademisi ve TÜBA (Türkiye Bilimler Akademisi) üyesi.

2. Gökhan Hotamışlıgil

Metabolizma, genetik, obezite ve diyabet üzerine çalışmalarını yoğunlaştıran Gökhan Hotamışlıgil, 2005 yılından beri Harvard Üniversitesi’nde görev yapmaktadır. Diyabet ve karaciğer yağlanması gibi hastalıkları durdurabilecek “lipokin” adlı bir hormonu keşfetmiş, obezite ve buna bağlı metabolik bozukluklarla ilgili çalışmalarıyla TÜBİTAK Bilim Ödülü’ne layık görülmüştür. TÜBA Asil Üyeliği ve Amerikan Obezite Vakfı Asil Üyeliği görevleri de sürmektedir. Harvard Üniversitesi Genetik Hastalıklar Laboratuvarı’nı yönetmektedir.

1986’da Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmasının ardından Harvard’da doktora yapan Hotamışlıgil, Harvard Üniversitesi Genetik ve Karmaşık Hastalıklar Bölümü Başkanıdır.Hotamışlıgil’in buluşları çok sayıda ilaç geliştirme programının temelini oluşturdu. Prof. Dr. Hotamışlıgil, bugüne kadar diyabet, obezite ve kalp sağlığı alanında sayısız çalışmaya imza attı. Çalışmaları ile tüm dünyayı etkileyen bir bilim adamı olarak tanınan Prof. Hotamışlıgil, TASSA (Turkish American Scientists & Scholars Association) ve Boston Türk Biyoloji grubunda yapmış olduğu çalışmalar nedeni ile Amerikan-Türk camiası tarafından Altın Türk ve Toplum Lideri olarak ödüllendirilmiştir.Prof. Hotamışlıgil; Markey, Pew, Sandler, ADA, NIH ve Harvard Üniversitesi’nden çok sayıda ödüle layık bulunmuştur. Son olarak, araştırma ekibiyle birlikte, kolesterol seviyesi hücre içinde yükseldiğinde uyarı veren ve kolesterolün zararlı etkilerine karşı hücreleri koruyan bir mekanizma geliştirmiştir.

3. Serdar Bulun

Üreme endokrinolojisi üzerine çalışmaları bulunmakta olan Serdar Bulun ABD’nin Chicago kentinde Nortwestern Üniversitesi Hastanesi Kadın Doğum Bölümü Anabilim Başkanı. Prof. Dr. Serdar Bulun, Yale Üniversitesi Nörovasküler Cerrahi ve Yoğun Bakım Bilim Dalı Başkanı Murat Günel ile birlikte tıp alanında ABD’nin en saygın kurumlarından biri olan ‘Ulusal Tıp Akademisi’ (NAM) üyeliğine seçilmiştir.

Buffalo, Tıp Fakültesi ve Biyomedikal Bilimler New York Eyalet Üniversitesi’nde obstetrik ve jinekoloji uzmanlık eğitimini alan Bulun, Chicago College of Medicine’de Illinois Üniversitesi’nde dört yıl boyunca üreme endokrinoloji infertilitesi müdürü olarak çalıştı.2003 yılından bu yana Feinberg Okulu’nda Üreme Biyolojisi Araştırma Bölümü’nü kurdu ve steroid hormon ile ilişkili endometriyum, rahim fibroidleri, meme kanseri ve intrauterin gelişme geriliği patolojisine odaklanan bir ekip kurdu. Ekibiyle birlikte uterus, meme ve plasental bozukluklarda kullanılmak üzere 60 milyon dolarlık araştırma fonu ile ödüllendirildi. Bulun, 2010 yılında Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) MERIT ödülünü, 2015 yılında National Academy of Medicine ödülünü kazandı. Aynı zamanda Amerikan Bilim Adamları Klinik Araştırma ve Derneği üyesi ve Üreme Araştırmaları Derneği’nin 2015 başkanıdır.

4. Fatih M. Uçkun

Lösemi-Lenfoma hastalığı için geliştirdiği tedavi yöntemleriyle tanınan Prof. Dr. Fatih Mehmet Uçkun, Alman hükümetinden aldığı bursla tıp öğrenimini Almanya Heidelberg Üniversitesi’nde tamamladı. Prof. Uçkun, ardından ABD Minnesota Üniversitesi’nde İmmünoloji ve Kemik İliği Nakli doktora sonrası araştırmacı eğitimini, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana dalında uzmanlık eğitimini ve Çocuk Onkolojisi üst uzmanlık eğitimini bitirdi, T.C. Sağlık Bakanlığı’ndan da uzmanlık diplomalarını aldı: (Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ve Çocuk Onkolojisi).

1986 yılından itibaren Minnesota Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yardımcı doçent, doçent ve profesör olarak çalıştı. 1996’da Prof. Uçkun için Minnesota Üniversitesi “Hughes Chair in Biotherapy” adı altında bir şeref kürsüsü kurdu. 1995- 1997’de Minnesota Üniversitesi Biyoterapi Enstitüsü başkanlığını, 1997-2008 arasında Minnesota’da özel bir kanser araştırma enstitüsünün (Hughes Institute) başkanlığını yapan Uçkun, 2009-2015 arasında Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde profesör olarak çalıştı ve aynı üniversitenin çocuk kanser merkezinde Lösemi-Lenfoma Araştırma Bölüm başkanı olarak bilimsel çalışmalarını sürdürdü.2008-2016 arasında ABD Ulusal Kanser Enstitüsünün Nanoteknoloji programında birçok liderlik pozisyonunda görev aldı.

Edindiği tecrübe ve bilgileri Türkiye’deki yeni nesillere aktarmaktan gurur duyan ve birçok Türk doktor ve bilim insanı yetiştiren Prof. Uçkun, 2015’ten beri kanser ilacı ve yeni kanser tedavi yöntemleri geliştirme çalışmalarına Ares Pharmaceuticals firmasının icra komitesi başkanı ve Syneos firmasının Executive Medikal Direktörü olarak devam etmektedir.Prof. Uçkun’un, keşfettiği kanser tedavilerini ve ilaçları kapsayan 70’den fazla patenti vardır. ABD’de pek çok kuruluştan çok sayıda ödül kazanan Prof. Uçkun’un Türkiye’de aldığı ödüller arasında 1995- TÜBİTAK Bilim Ödülü, 1986-Sedat Simavi Vakfı Sağlık Bilimleri Ödülü, 1985-TÜTAV Tanıtma Ödülü ve 1985-TÜBİTAK Teşvik Ödülü gibi ödüller bulunuyor.

5. Şükrü H. Emre

Yale Üniversitesi’nde organ nakli üzerine çalışmalar yapan ve üniversitede Organ nakli Direktörü olan Emre, New York Times Gazetesi’nde ABD’nin en iyi 30 doktorundan biri olarak gösterildi. 2005 yılında gerçekleştirdiği “tıp mucizesi” diye anılan, tek karaciğeri iki kişiye naklettiği bir domino operasyonla üne kavuşan bilim insanı, 3 boyutlu yazıcıda organ yapımı, zeno transplantasyon yani hayvandan insana organ nakli ve karaciğer hücre nakli gibi alanlarda çalışmaktadır.

Prof. Emre, yetişkin ve pediatrik karaciğer transplantasyonlarında uzmandır. En küçüğü 16 günlük, en büyüğü 75 yaşında olan 2 binden fazla hastaya karaciğer nakli gerçekleştirdi. Ayrıca, karaciğer kanseri için rezeksiyon, portal hipertansiyon cerrahisi, kompleks safra kanalı yaralanmaları onarımı ve biliyer atrezi için Kasai prosedürü de dahil olmak üzere hepato-biliyer cerrahide uzmandır.1997-2017 yılları arasında ziyaretçi araştırmacı olarak gittiği Porto Riko San Juan Üniversitesi’nde pediatrik gastroenterologlarla çalışmış ve karaciğer hastalığı olan çocukları tedavi etmiştir. Araştırma alanları içinde Budd- Chiari Sendromu, Karaciğer sirozu tedavisi, Karaciğer Transplantasyonu, Organ nakli, Karaciğer Yetmezliği, Soğuk İskemi, Sıcak İskemi bulunmaktadır.

6. M. Gazi Yaşargil

Mikro cerrahinin nöroşirurji alanında kullanılabilirliğini keşfeden Prof. Dr. M. Gazi Yaşargil, epilepsy ve beyin tümörlerinin tedavisi için yeni yöntemler buldu. Nöroşirurji alanında yüzyılın çok önemli gelişmelere imzasını atan ve mikroskobu beyin ameliyatlarında devreye sokan Yaşargil, anevrizmaya karşı ilk müdahale tekniğini geliştiren isim olarak tıp tarihine geçti.

Tıp eğitimini Almanya’da Friedrich Schiller Üniversitesi’nde alan Yaşargil, Zürich Üniversitesi Beyin Cerrahisi Kliniği’nde rutin beyin cerrahisi çalışmaları yanında, ilk 12 sene (1953-1965) serebral anjiografi ve 1957- 1965 yıllarında stereotaktik teknikle Parkinson hastalığı ve diğer hareket bozukluklarının tedavisine yönelik ameliyatlar yaptı. Zürich’de Nörofizyolog Prof. Oscar Wyss’in yardımıyla ilk defa yüksek-frekanslı koagülasyon tekniğini kullandı ve bu teknik küresel kabullendi.Profesör Yaşargil ismi altında Oxford-İngiltere, Little Rock-ABD ve Beijing-Çin’de mikrocerrahi laboratuarları kurulmuştur. Zürich İsviçre Tıp Fakültesi tarafından Kasım 2014 yılında “Yıllık Yaşargil” konferansları başlatılarak Yaşargil’in Zürich Üniversitesi’nde çalışmaları ve katkıları onurlandırılmıştır. Yaşargil, Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde çalışmalarına devam etmektedir.

7. Biykem Bozkurt

Kalp Yetersizliği ve Kardiyak Transplantasyon, Kardiyovasküler Hastalıklar alanında çalışmakta olan ve Amerika’da Baylor College of Medicine’de Kardiyoloji Bölümü’nde profesör olan Biykem Bozkurt aynı zamanda aynı üniversitenin Kalp Yetmezliği Araştırma Kışlar Merkezi İç Hastalıkları Mary ve Gordon Cain Başkanı’dır. Amerikan İç Hastalıkları Kurulu’ndan Kalp-damar hastalığı ve İleri Kalp Yetmezliği ve Kardiyak Transplantasyon sertifikalarına sahiptir.

8. Serap Aksoy

Epidemiyoloji, biyomedikal ve tropik hastalıklar üzerine çalışmalar yapan Serap Aksoy, uyku hastalığına neden olan ve ölümlerle de sonuçlanabilen tripanosoma paraziti üzerine de çalışmalar yapmaktadır. Afrika kıtasında birçok yerde epidemiyoloji üzerine çalışmalar yapmıştır. Hastalıkla ilgili gerçekleştirdiği araştırmalar birçok ölümü engelleyebilecek niteliktedir.

Serap Aksoy 2002-2010 yılları arasında Yale Üniversitesi’nde Mikrobiyal Hastalıklar Epidemiyolojisi Bölümüne başkanlık yapmıştır. Yale Üniversitesi’nde ekip arkadaşlarıyla birlikte çalıştığı laboratuvarda özellikle Afrika tripanosomlarını ileten ve çoklu simbiyotik mikropları barındıran çeçe sineklerinin biyolojisini anlamayı amaçlamaktadır. Prof. Dr. Serap Aksoy başkanlığındaki 140 kişilik uluslararası ekip, 10 yıl süren araştırmalar sonucu, özellikle Afrika kıtasında ölümcül uyku hastalığının taşıyıcısı olan Çeçe sineğinin gen haritasını çıkarttı.

Bu sayede Afrika’da insanlarda uyku, hayvanlarda ise nagana hastalığına sebep olan çeçe sineğinin mücadelesinde önemli bir ilerleme sağlanmış oldu. Aksoy’un laboratuvarı, çeçe popülasyonlarını azaltmak veya hastalık iletme yeteneklerini azaltmak için yeni yöntemlerin geliştirilmesine odaklanmaktadır. Aksoy, sık sık bu alanda yapılan uluslararası eğitim programlarına katılmaktadır. 2015’te, Entomological Society of America’nın Onur Üyesi seçilmiştir.

9. Emrah Düzel

Hafıza, kişiselleşen tıp ve nörobilim üzerine çalışmalar yapan Emrah Düzel, Epilepsi, Alzheimer, unutkanlık ve Parkinson başta olmak üzere birçok hastalığın teşhis ve tedavisi üzerine çalışmaktadır. Alzheimer hastalığının bilinenin aksine bulmaca çözerek değil fotoğraf ve resimlere bakarak gerilediğini keşfetmiştir.

Aynı zamanda egzersiz yapmanın da hafızayı güçlendirdiğini belirtmektedir. Institute of Cognitive Neuroscience’ta araştırmalarını devam etmektedir. Hafıza üzerine araştırmalar yapan nöroloji uzmanı Prof. Dr. Düzel, Alzheimer hastaları için “bulmacayı bırak fotoğrafa bak” teziyle Otto-von-Guericke Üniversitesi 2011 yılı araştırma ödülünü almıştır.Londra Üniversitesi (UCL) Tıp Fakültesi Nöroloji Enstitüsü’nde araştırmalar yapan Düzel, aynı zamanda Magdeburg Üniversitesi Kognitif Nöroloji ve Demans Araştırmalar Enstitüsü Başkanlığı yapmaktadır. Düzel’in Magdeburg DZNE (Alman Nörojenaratif Hastalıklar Merkezi)’nde bozuk ya da yaralı dokuların yeniden oluşması veya oluşturulmasına müdahale yöntemleri üzerine araştırmaları bulunmaktadır.

10. Özlem Türeci

Tümör antijenlerinin karakterizasyonu için SEREX teknolojisini geliştiren Özlem Türeci, 20 yıldan fazla bir süredir kanser araştırmaları yapıyor. Araştırmalarının odak noktası, hematolojik olmayan kanserler için immünoterapötik ilaç hedeflerinin tanımlanması ve antikor geliştirmenin yanı sıra aşı bazlı tedavilerin belirlenmesidir.

Özlem Türeci, 2001 yılında Mainz, Almanya’da bulunan GANYMED Pharmaceuticals AG’yi kurdu ve Kasım 2008’den bu yana Genel Müdürlük görevini yürütmekte ve Başhekimi olarak görev yapmaktadır.Tümör antijenlerinin karakterizasyonu için SEREX teknolojisini geliştiren Türeci, 1995 yılında Alman Hematoloji ve Onkoloji Derneği Vincenz Czerny Ödülü ve 1997’de University Saarland’ın Calogero Pagliarello Araştırma Ödülü’nü kazandı.

Hoşunuza gidebilir