Üç ay önce, o zamanlar erkek arkadaşım olan Craig, karşımda diz çöküp ve onunla evlenmemi istedi. Ben heyecandan ağladım. Sonuçta, hayatımda son derece heyecan verici, özel ve kutlamaya layık olan büyük bir andı.

Fakat bu bir başarı mıdır? Hayır.

Normalde bekar olan bir kadın söylese kulağa acımasız gelebilecek olan düşüncemi artık parmağımda yüzük olduğu için rahatça herkesle paylaşabilirim. Resmi olarak piyasadan çekilmiş olmam konuya bakış açımı değiştirmedi: Nişanlanmak veya evlenmek bir başarı değil.

Hanımlar, bana kızmadan önce dinleyin.

Benim hayal kırıklığım şu: yıl olmuş 2016 buna rağmen evlilik teklifi almak hala akademik ve profesyonel başarılardan daha çok kutlamaya değer görülüyor. Elbette, üniversite mezuniyeti, harika bir kariyer veya süper bir terfi almak aile ve arkadaşlar arasında mutluluk yaratıyor. Ama bu mutluluğun, evlilik teklifi aldığınızı söylediğiniz zamanki mutlulukla alakası yok. En azından benim yaşadığım bu.

“Toplumun bir bütün olarak, kadınların hayatlarının en önemli unsurunu yeniden değerlendirmesinin zamanı geldi.”

Yaşattığı heyecandan dolayı yaklaşan evliliğime minnetarım, fakat hala, evlenmenin neden eğitim ve kariyerle gelen gerçek başarılardan daha yüksek bir kademeye koyulduğunu merak ediyorum.

1950’lerde, kadınlar genellikle ev hanımıydı ve normal olarak evlenmek nihai hedefti. O zamanlar eş olmak kadını tanımlayan şeydi, bu yüzden o dönemlerde o özel kişiyi bulup evlenmenin neden başarı olarak görüldüğünü anlayabiliyorum.

Durum artık böyle değil. Bugünkü toplumda, kadınlar artık bir erkek bulmaktan daha fazlasıyla tanımlamıyor.

Kadınlar girişimci, avukat, öğretmen, CEO, mucit, tasarımcı, araştırmacı, yazar, danışman ve çok daha fazlası. Kadınlar üniversiteye gidiyor, sonra master ve doktora yapıyor. Kadınlar, kurumsal hayatın merdivenlerini çıkabilmek için durmadan çalışıyor. Kadınlar devlette kilit pozisyonlara geliyor. Kadınlar buluşlarıyla dünyayı değiştiriyorlar.

Bu kadınların birçoğu evli olmasına rağmen kesinlikle sadece soyadlarıyla tanımlanmıyorlar.

İnsanların genel olarak, işim veya benzeri başarılarımdan ziyade ilişki, nişan veya düğün hakkında çok daha fazla soru sorma eğiliminde olduğunu fark ettim. Ve bu sadece son üç ay içinde başlamadı. Her zaman “İşler nasıl gidiyor” ya da “Son zamanlarda hangi konu üzerinde çalışıyorsun?” gibi sorular yerine “Eee, evlilik ne zaman?” veya “Craig ile her şey yolunda mı?” gibi soruları çok daha fazla duyuyordum.

Kimseyi ilişki durumumu kariyerimden daha çok merak ettiği için suçlayamam çünkü ben de farkında olmadandiğer kadınlara aynı şeyi yaptığım için suçluyum. Ne de olsa, ustaca hazırlanmış reklamlar sayesinde hayatta en önemli şeyin kadının parmağına bir yüzük taktırması olduğu öğretildi hepimize.

Toplumun bir bütün olarak, kadınların hayatlarının en önemli unsurunu yeniden değerlendirmesinin zamanı geldi.

“Evlenmek için bir beyne, araba kullanmaya ya da özel yeteneğin olmasına gerek yok. Sadece istekli bir partnerin olması yeter. “

Bana kalırsa, evlenmek hiçbir zaman kadınların kazanmak için çok çalıştıkları akademik ve mesleki başarılardan daha önemli olmamalıdır. Evlenmek için bir beyne, araba kullanmaya ya da özel yeteneğin olmasına gerek yok. Sadece istekli bir partnerin olması yeter. Ama X okuluna girmek, Y derecesi ile mezun olmak ve Z işine girmek gerçekten çok çalışmayı gerektirir.

Bu demek değil ki evlilikle ilgili başarılmış hiçbir şey yoktur. Bence evlilikteki başarı erkeği diz çöktürmek veya nikah masasına oturmak değil, karı koca olarak maddi sıkıntılara, hastalıklara, çocuk sahibi olmaya ve gündelik hayatın streslerine birlikte göğüs gerebilmektir. Evliliklerin yüzde 50’sinden fazlasının boşanmayla sonuçlandığı bir dönemde evli kalabilmek kesinlikle bir başarıdır.

Bir kez daha tekrarlamalıyım ki evlenmek çok bir olaydır ve “diğer yarınızı” bulmak çok heyecan vericidir. Fakat artık kadını tanımlayan şey yüzük değildir. Kız kardeşleriniz, kadın iş arkadaşlarınız ve en iyi arkadaşlarınız evleneceklerini söyledikleri zaman tabi ki heyecanlanın, ancak lütfen yönetici pozisyonuna yükseldiklerinde, master yaptıklarında veya kendi işlerini kurduklarında da aynı heyecanı gösterin (daha fazla heyecanlanıyorsanız ne ala).

Hoşunuza gidebilir