Photo by Yan from Pexels

30’larında anne olmak hiç de kolay değildir. Ebeveyn olmak en yaygın hayat tecrübelerinden biri olsa da, dolambaçsız olduğu anlamına gelmez.

Bu özellikle 30’lu ve 40’lı yaşlardaki anneler için su götürmez bir gerçektir. Bu yaşlarda, çocuklarınıza ebeveynlik yaparken karşılaştığınız belirli zorluklar vardır.

30’lu Yaşlarında Bir Anne Olmak Hakkında 7 Acımasız Gerçek

Ergenlik yıllarınızda ve 20’li yaşlarınızda hem tam zamanlı bir işte çalışıp, hem de hafta sonları partilerde boy göstermeyi ya da hafta içi geç saatlere kadar uyanık kalmayı başarmış olabilirsiniz.

Photo by Andrea Piacquadio from Pexels

Enerjiniz biter, fakat talepler çoğalmaya devam eder.

Şimdi ise 30’larınızda uzun bir iş gününün ardından zaten bütün akşamı dans ederek geçiremezsiniz, muhtemelen de evde kalıp dinlenmeyi tercih edersiniz. Maalesef bir çocuğunuz olduğunda, mola verecek zamanınız yoktur. Bu da şu anlama gelir; doğal enerji seviyeniz düşüşe geçtiğinde, bu enerjiye her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır.

Beklentiler yüksektir.

Artık toplum tarafından kabul edilmiş bir yetişkin olarak, insanlar sizden sadece işinizde mükemmel bir performans sağlamanızı değil, aynı zamanda ilişkinizi ayakta tutmanızı ve annelik sanatını da kolaylıkla icra etmenizi beklerler. Bir yandan gecenin bir yarısı kalkıp çocuğunuzun bakımı ile uğraşıp, bir yandan da eşinizi mutlu etmeye çalışırken, kariyer planınızda yer alan pozisyonu sağlamakta zorlanıyor olabilirsiniz. Bu gayet normal ve doğaldır. Emin olun ki büyük beklentilerin altında ezilen tek kişi siz değilsiniz.

Anne babanız çocuğunuzla ilgili tercihlerinize de müdahale eder.

Yıllardır bir yetişkin olmanıza rağmen, ebeveynleriniz konu çocuk yetiştirmeye geldiğinde siz istemeseniz bile tavsiyede bulunabilirler. Çocuğunuzu neyle beslemeniz gerektiğinden tutun da, kışın ne giymeleri gerektiğine kadar size en iyisini kendilerinin bildiklerini çünkü sizin gittiğiniz yollardan onların çoktan geçmiş olduklarını söyleyebilirler. Tavsiyeleri iyi niyetli olsa da, her adımda hakir görülmek rahatsız edici olabilir. Siz yine de ne olursa olsun ebeveynlik becerilerinizle ilgili kendinize güveninizi kaybetmemeye çalışın.

Yardıma ihtiyacınız olduğunda bile, bağımsız bir yetişkin olmanız beklenir.

Artık 30’larınızda olduğunuza göre, kendi hayatından kendisi sorumlu olan bağımsız bir yetişkinsinizdir. Fakat bu, arada sırada yardıma ihtiyacınız olmayacağı anlamına gelmez. İnsanlar sık sık bir ebeveyn olmanın ne kadar zor olduğunu unuturlar. Bir bebek yetiştirmek dışında iş, evcil hayvanlar gibi diğer sorumluluklarla boğuşurken, birinin size nasıl gittiğini sormasını isteyebilirsiniz.

Çocuklarınız düşündüğünüzden çok daha hızlı büyürler!

Mümkün olan en iyi evi alabilmek ya da kariyer hedeflerinize ulaşmanızı sağlayabilecek bir fırsat yakalayabilmek adına çocuk sahibi olmayı 30’lu yaşlarınıza kadar ertelemiş olabilirsiniz. Çocuklarınızı yetiştirirken zamanın nasıl da uçup gittiğini anladığınız ilk an oldukça şaşırtıcı olabilir.

Zaman ışık hızıyla geçip gitmiştir. Çocuklar öyle hızlı büyür ki kafanız karışır. Örneğin, sadece 1-2 hafta önce aldığınız kıyafetin küçük gelmesiyle sürekli yeni kıyafetler almak zorunda kalışınız karşısında şoka girmeniz işten bile değildir.

Kendi anne babanızla geçirdiğiniz zamanla, çocuğunuzla geçirdiğiniz zamanı dengelemekte zorlanırsınız.

Otuzlu yıllarınız başladığında, muhtemelen ebeveynleriniz de oldukça yaşlanmış olacaktır. Onların ne kadar yaşlandıklarının farkına vardıkça, onlarsız ne yapacağınız konusunda endişelenmeye başlarsınız.

Bu duygular özellikle ebeveynlerinizden birinin bir kaza geçirmesi ya da herhangi bir sağlık problemi yaşamasıyla yüzeye çıkarlar. Onlarla daha fazla vakit geçirmeye yemin etmiş olsanız da, bunu çocuklarınıza ayırdığınız zaman ile dengede tutmak konusunda zorluk çekersiniz.

Yalnız değilsiniz.

Yukarıda saydığımız durumlar size de yabancı gelmiyorsa, yalnız değilsiniz. Birçok 30’lu yaşlardaki anne sizinle aynı şeyleri hissediyor. Eğer sizinle aynı durumda olan herhangi bir arkadaşınız varsa, onlarla problemleriniz hakkında konuşmayı deneyin. Muhtemelen sizinle empati kuracak ve destek olacaklardır. Alternatif olarak bu konuyla ilgilenen sosyal kurum ve kuruluşları araştırıp katılabileceğiniz uygun gruplar bulmayı deneyebilirsiniz.

Özgün yazılar ve çevirilerle hayatları renklendirmeye çalışan 'iyi niyetli' blog.
Hoşunuza gidebilir